
“Sık dişini, verme canını!” ne demek? Eh, herkesin bildiği bir şey ama gene de söyleyivereyim: “Sabret, sabrın sonu selamettir.”
Daha da açıkça, diyorum ki, Gürcülere çok hoş gelen bir şey var önlerinde ama Gürcüler bu şeyin üzerine hemen atlamasınlar, biraz sabretsinler. Eee, neymiş Gürcülerin önündeki bu çok hoş görünen şey ve Gürcüler bu çok hoş gürünen şeyin üzerine ne diye atlamasınlarmış?
Evet, Gürcülerin önündeki onlara çok hoş gürünen şey, Avrupa Birliği’ne ve NATO’ya katılmak suretiyle kaderlerini zenginlik içinde yüzen dindaşlarıyla birleştirerek, onların vereceği cömertçe desteklerle kalkınıp ileri refah seviyesine ulaşmak ve onların o muazzam askeri gücünün koruması altına girerek korkusuzca yaşamak… Derler ya, yeme de yanında yat. Tam da öyle bir şey işte!
Eyvallah, ileri refah seviyesine ulaşmayı ve en yüksek seviyede güvenli olmayı kim istemez ki? Tamam da, bunun bir bedeli ve bu hedefe ulaşma yolunun bazı engelleri ve tehlikeleri yok mu? İşte mesele de bu zaten.
Eh, bir bakıma bu yolda bir engel ve tehlike de yok gibi ama…
Nasıl mı yok?
Gürcistan bağımsız bir ülkemi? Evet…
Gürcistan bağımsız bir ülke olmak sıfatıyla uluslararası bir organizasyona üye olma hakkına sahip mi? Evet, bir bakıma öyle!
Avrupa Birliği ve NATO Gürcistan’ı istiyorlar mı? Evet öyle görünüyor!
Ve en önemlisi: Gürcüler ülkelerinin bu iki organizasyona katılımını istiyorlar mı? Bu soruya yavan bir “Evet” mi demek lazım yoksa , kendisine “Tavuk yemeyi de sever misin?” diye sorulan tilkinin “Gülmekten söyleyemiyorum” demesini mi hatırlamak lazım?
Eee, bu sorular ve bu soruların cevapları böyle ise Gürcistan neden hala Avrupa Birliği ve NATO üyeliği için başvuru bile yapabilmiş değil?
Yahu, bu sorunun cevabını bilmeyen var mı Allah aşkına? Tabii ki Rusya kaşlarını çattığı için. Peki, böyle bir şeye şimdilerde hayır diyen Rusya yarın evet diyebilir mi? Evet, diyebilir ama bunun için Batı ile Rusya’nın aralarındaki husumete son vermeleri gerekir. Ya bu mümkün mü peki? Bence mümkün ama uzunca bir zaman alabilir. İşte Gürcistan’ın uzunca bir zaman alacak bu barışın gerçekleşmesini, ‘dişini sıkıp canını vermeden’ sabredip beklemesi lazım.
Ya Gürcistan bu sabrı göstermezse ne olur? El cevap: Ukrayna’nın başına gelen onun da başına gelir, yani Rus dayağı yer. Böyle söyleyince aklıma “Oynaşa güvenip de ersiz kalma” lafı geliverdi. “Oynaşa güvenip ersiz kalma” deyince de sormak lazım:
1- Oynaşa güvenip ersiz kalması söz konusu olan ülke hangi ülke?
2- Oynaşa benzetilen ülke veya ülkeler grubu hangisi?
3- Ersiz kalmaya benzetilen durum nedir?
Oynaşa güvenip ersiz kalması söz konusu olan ülke Gürcistan’dır.
Oynaşa benzetilen ülkeler grubu Batı blokudur.
Gürcistan’ın Rusya’dan bir darbe alarak durumunun şimdikinden daha kötü bir duruma düşmesi de, bir kadının oynaşına güvenerek elindeki kocayı da kaybetmesi gibi bir şeydir.
Gürcistan’ın işi gerçekten çok zor. Neden mi? Gürcüler Rusya’nın tasallutundan ‘it …ktan yılar gibi yılmışlar ve Cennet de(Batı blokuna dahil olmak) önlerinde hazır gibi ama ne zalım Rusya’da insaf var, ne de padişahın kızı (Batı) bu Keloğlana (Gürcistan) hevesli. Ama bizm masallarda sonunda ne olur? Keloğlan sabredip en sonunda padişahın kızına sahip olur.
Tiflis’te görev yaparken 2015 yılının bir yaz ayında Bakü’ye gittiğimde ilk olarak oradaki Türk Şehitliği’ni ziyaret edip hemen sonra da o şehitliğin yanıbaşındaki devlet mezarlığını gezmiştim. Mübarek, mezarlık değil, adeta bir heykel müzesi idi; Her mezarın başında o mezarda yatan şahsın heykeli vardı. Rahmetli Elçibey’in mezarına gelince çok duygulandım. Bana orada rehberlik eden Azerbeycanlı gazeteci hanıma Elçibey’in kimi kimsesi olup olmadığını sordum. O hanım da “Türkiye’de evli bir kızı var, eşi de o kızın yanında, bir kamu kuruluşunda çalışan bir oğlu var, bir de ağabeyi Ali Murat müellim var” demişti. Bu konuşmadan sonra 10-15 dakika gibi bir süre geçmişti ki o hanım bana “Ali Murat müellim sizi bekliyor Beşir bey” dedi. Ben böyle bir gürüşmeyi ayarlamasını talep etmemiştim ondan ama memnun olacağımı düşünerek o Ali Murat beyi arayıp benim için ondan randevu almış. Ali Murat beyin Bakü’nün kenar mahallelerinden birindeki fakirhanesine vardığımızda kendisiyle birlikte 40 yaş civarındaki üç çocuğu ve bir de 65 yaşlarında akrabası vardı evde. Hoşbeşten sonra ne oldu da laf oraya vardı tam hatırlayamıyorum ama Ali Murat bey “Allah bize Haydar Aliyev gibi bir rehber nasib etti de bu günlere ulaştık. O olmasa halimiz nice olurdu” mealinde bir laf edince o 65 yaşındaki akraba öfkeden çama çıktı; “Yahu adam, gardaşını mahvetmiş, beş para etmiş bir adamı sen nasıl översin?” O akrabanın o tepkisine rağmen Ali Murat bey aynı lafları tekrarladı. Adam Ali Murat beye daha da kızdı ama Ali Murat bey gene benzer laflar söyledi. Ali Murat beyi etkileyemeyeceğini anlayan o akraba bana dönüp “Şu Tayyip bey var ya, önce Türkiye’yi, sonra da Azerbeycan’ı kurtaracak inşallah” deyip hiç değilse biraz rahatlamak ve bana da iltifat mı etmek istedi bilmem ama böyle bir laf etti işte. O adam bu lafı eder etmez de Ali Murat beyin iki kızı birden haykırdılar: “Tayyip batsın! O gerici !” Ben bir yabancı olarak ilk defa bulunduğum bir evde lafa karışmayı doğru bulmadığım için hiç bir şey söylemedim
Doğrusu Ali Murat beyin, kardeşi rahmetli Ebulfeyz Elçibey’i mahveden “o Rus uşağı Haydar’ı” övmesi benim de canımı sıkmıştı ama Ali Murat beyin o arif görünümü ve düşüncesindeki o sarsılmazlık beni etkilememiş de değildi. O günden bu yana “Ali Murat bey haklı olabilir miydi? sorusunu hep sorup durdum. Onun haklı olduğundan tam olarak emin olamasam da kafamda onun haklı olma ihtimali daha ağır basıyor doğrusu. Ali Murat bey Haydar Aliyev’in ‘Azerbaycan’ı Rusya’nın gazabından koruyan adam’ olduğuna inanıyordu ve galiba haklıydı. Azerbaycan halkı seçimlerde Haydar’ın oğlu iİham’a yeterli oyu verip onu başlarında tutuyorlarsa bunun sebebi, Azerbaycan halkının Ali Murat bey gibi düşünmesidir. Öyle görünüyor ki Azerbaycan halkı oğul İlham’ın, Rusya’nın gazaba gelmesini önleyecek aklı, babası Haydar’dan tevarüs ettiğine imanmaktadırlar. Azeri muhalifler, İlham Aliyev’in seçimlerde yeterli oyu alamadığı halde seçimleri seçim hileleriyle kazandığına inansalar da, ben şahsen, Azerbeycan halkının İlham Aliyev’i tercih etmesinin, halkın onun Rusya ile ilişkileri iyi götürme konusunda lazım olan ehliyete sahip olduğuna inanmışlığı sebebiyle olduğunu düşünüyorum.
Eski Doğu Bloku ülkelerin en büyük dış politika meselesi, Rusya’nın gazabına sebep olacak şeylerden kaçınabilmektir. Bunu en iyi şekilde yapan ülke Azerbaycan iken, en kütü şekilde yapan ülke de Ukrayna’dır. Gürcistan bu konuda Ukrayna kadar yanlış yapmamıştır ama Azerbaycan kadar da iyi değildir. Hem Ukrayna hem de Gürcistan bu konudaki en büyük hatayı Batı’nın parlattığı adamları ülkelerinin başkarına koyarak yapmışlardır. Gürcistan, her nasıl olduysa, Batın’nın parlarttığı Saakaşvili’den bir şekilde kurtulurken Ukrayna Gürcistan kadar şanslı olamamıştır. Rusya’nın gazabından Azerbaycan baba-oğul Aliyevler sayesinde tamamen, Gürcistan da İvanişvili sayesinde az zarar görerek kurtulurken Ukrayna böyle liderlere sahip olacak kadar şanslı değildi. Bazıları baba-oğul Aliyevleri ve İvanişvili’yi ‘ülkelerini Rusya’ya satan hainler’ olarak görseler de, ben şahsen bu üçünü ‘ülkelerini Rusya’nın gazabından koruyan’ ferasetli rehberler’ olarak değerlendiriyorum. Ülkelerinde yaptığım dört yıllık görevim sırasında tanıdığım ve derinden muhabbet beslediğim Gürcistan halkının ‘oynaşa güvenip ersiz kalma’ lafının gereğini yapabilmelerini diliyorum. ı