
Dünyaca ünlü dış politika dergisi Foreign Affairs, “STK Dönemi Sonu mu? Sivil Toplum Soğuk Savaş Sonrası Gücünü Nasıl Kaybetti?” başlıklı dikkat çekici bir makale yayımladı. Makalede, sivil toplum kuruluşlarının (STK) Soğuk Savaş sonrası dönemde kazandıkları siyasi etkinliği ve küresel gücü büyük ölçüde kaybettikleri ileri sürüldü.
Yazara göre, 1990’lar STK’lar için altın bir çağdı. Uluslararası Af Örgütü, Greenpeace ve Oxfam gibi kuruluşların bütçelerini artırdığı ve küresel varlıklarını genişlettiği bu dönemde, 1990-2000 yılları arasında uluslararası STK’ların sayısında %42 oranında bir artış yaşandı. LGBTQ+ hakları, silah kontrolü gibi liberal temalarda faaliyet gösteren grupların yanı sıra, muhafazakâr çizgideki sivil toplum yapıları da sahneye çıktı.
Makale, uluslararası STK’ların yalnızca sayıca değil, siyasi ağırlık bakımından da önemli aktörlere dönüştüğünü vurguluyor.
Ancak bu yükselişin yerini artık durgunluk aldı. Makaleye göre, 2010–2020 döneminde STK sayısındaki artış %5’in altında kaldı. Kamuoyunda sivil toplum kuruluşlarının yararlarına ve tarafsızlıklarına ilişkin şüpheler artarken, devletler yeniden alan kazandı.
Yazar, “STK’lar sadece güç kaybetmedi, bu güç devletlerin eline geri döndü” diyerek, sivil alanın giderek daraldığına işaret ediyor.
Makalede, özellikle otoriter yönetimlerin, STK’ların savunuculuk faaliyetlerini bir tehdit olarak gördükleri, bu nedenle de alanlarını sınırlamaktan çekinmedikleri belirtiliyor.
Sonuç olarak yazara göre, “STK dönemi sona erdi” – bu durum, hizmetlerine ihtiyaç duyan milyonlar için büyük bir kayıp, otokratik hükümetler için ise bir kazanç anlamına geliyor.