
Amerika Birleşik Devletleri’nin ulusal kamu borcu 37 trilyon dolara ulaşarak insanlık tarihindeki en yüksek seviyeye çıktı. Bu rakam, ülkenin yaklaşık 50 yıl önceki 1 trilyon dolarlık borcuna kıyasla dramatik bir artışı temsil ediyor.
Bugün ABD’nin borcu, ülkenin toplam gayrisafi yurt içi hasılasına (GSYİH) eşit seviyede bulunuyor. Ancak tahminlere göre, 2053 yılına kadar bu oranın yüzde 180’e ulaşması bekleniyor.
Borçlanmanın maliyeti de her geçen yıl artıyor. Amerikan hükümeti yalnızca faiz ödemeleri için yılda yaklaşık 900 milyar dolar harcıyor. Bu rakamın 2032’de 1.5 trilyon dolara, 2053’te ise 5.5 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu miktar, ABD’nin sağlık sistemine ayırdığı bütçeyi bile aşacak düzeyde.
ABD hükümeti, bu borcu hem yabancı devletler, şirketler ve yatırımcılara hem de kendi vatandaşlarına karşı taşıyor. Hükümet, bu kaynağı yeni projelere ve bütçe açıklarını kapatmaya harcıyor. Özetle, bugün yapılan harcamaların faturası gelecekteki vergi mükelleflerine yansıyacak.
Uzmanlar, borç artışının temelinde bütçe açığı ve savunma harcamalarındaki yükselişin yattığını belirtiyor. 2026 yılı itibarıyla ABD savunma bütçesinin 1 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Trump yönetimi ise bütçedeki yüzde 12’lik artışın, ABD’nin küresel askeri gücünü pekiştirmeyi hedeflediğini savunuyor.
ABD’nin bu ölçekte borçlanabilmesinin ardında iki neden bulunuyor: Ülke bugüne kadar hiç temerrüde düşmedi ve ABD Merkez Bankası (FED) sınırsız miktarda dolar basabiliyor. Bu durum, borçlanmanın sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları daha da derinleştiriyor.