reklam
reklam

Doğa Felaketleri 2025’te Rekor Vuracak: Sigorta Sektörünü 145 Milyar Dolarlık Zarar Bekliyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Doğa Felaketleri 2025’te Rekor Vuracak: Sigorta Sektörünü 145 Milyar Dolarlık Zarar Bekliyor

Swiss Re Institute’un son araştırmasına göre, 2025 yılında sigorta şirketleri doğa kaynaklı felaketlerden kaynaklanan 145 milyar dolarlık zararı karşılamak zorunda kalacak. Bu rakam, son on yılın ortalamasını önemli ölçüde aşıyor. Geçtiğimiz yıl bu miktar 137 milyar dolar seviyesindeydi. Araştırmada zararın artış nedenleri arasında nüfusun büyümesi, şehirleşmenin yaygınlaşması ve iklim değişikliğinin hızlanması yer alıyor.

En büyük zarara yol açan felaketler arasında şiddetli fırtınalar, seller ve orman yangınları öne çıkıyor. Özellikle Los Angeles’ta yaşanan büyük çaplı yangının 40 milyar dolarlık hasar bıraktığı belirtildi. Swiss Re, 2025’in bu yüksek rakamının ileriki yıllarda daha da artabileceğini ve 300 milyar dolara ulaşmasının da olağandışı bir durum olmayacağını vurguladı.

Sigortalı zararların büyük bölümü Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanıyor. 2024 yılında küresel ölçekte sigortalanan zararların %80’i ABD’den kaynaklandı. Florida, Texas ve Kaliforniya gibi eyaletlerdeki fırtınalar ve yangınlar sigorta şirketlerinin yükünü artırdı. Florida özelinde, sigorta primi tahsilatı ülke ortalamasının iki katına ulaşmış durumda.

Zurich Insurance tarafından hazırlanan bağımsız bir çalışmada da son 10 yılda doğa felaketlerinin küresel ekonomiye toplam 2 trilyon dolarlık zarar verdiği bildirildi. Önümüzdeki yıllara ilişkin beklentiler ise iyimser değil. Artan risk nedeniyle sigorta şirketleri yüksek riskli bölgelerde poliçe fiyatlarını artırmak zorunda kalıyor. Ancak buna rağmen artan zararlar karşısında sigorta teminatları yetersiz kalıyor ve birçok ev ya da iş yeri sigortasız kalıyor.

Zurich Insurance’a göre, son 30 yılda doğa felaketlerinden kaynaklanan sigortalı zararlar küresel ekonomiden daha hızlı büyüdü. Sektör temsilcileri, bu gidişatı durdurmak için daha esnek ve sürdürülebilir fiyatlandırma politikalarına geçilmesi gerektiğini vurguluyor.