
Dubai’nin “Güvenli Liman” İmajı Sarsılıyor
On yıllar boyunca Dubai’nin vitrini; parıldayan gökdelenler, vergisiz maaşlar, iş yapma kolaylığı ve daha da önemlisi yazılı olmayan bir güvenlik garantisiydi: Orta Doğu’da hangi kriz yaşanırsa yaşansın, Dubai’nin sınırlarında duracaktı. Ancak Reuters’ın analizine göre bu “güvenli liman” statüsü artık ciddi bir sınavdan geçiyor.
28 Şubat Cumartesi günü dengeler değişti. İran’ın Basra Körfezi üzerinden gerçekleştirdiği misilleme saldırıları Dubai’de havaalanları, oteller ve limanlar gibi kilit sektörlere zarar verdi. Bu saldırılar, kırk yıldır istikrarsız bir coğrafyada en güvenilir iş merkezlerinden biri olarak konumlanan kentin psikolojik dayanaklarını da sarstı.
Birleşik Arap Emirlikleri yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin yakın müttefiki olarak, hem fiziksel hasarı hem de yatırımcı güvenini toparlamak için hızlı adımlar attı. Yetkililer durumun kontrol altında olduğunu açıkladı. Bu mesajlar yatırımcılar ve yabancı çalışanlar için yatıştırıcı oldu; ancak bunun yeterli olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.
Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü uzmanı Jim Krane, “Dubai’nin ekonomik modeline yönelik tehdidi abartmak zor. Fiziksel zarar sınırlı olabilir ancak asıl darbe psikolojik. Savaş uzadıkça alternatif merkez arayışı hızlanacaktır. Uluslararası sermaye son derece hareketlidir” dedi.
Gerilimin işareti olarak Pazartesi ve Salı günleri BAE borsalarında işlemler durduruldu. Ayrıca Amazon’un bulut altyapısında yaşanan teknik aksaklık bazı bankacılık işlemlerini sekteye uğrattı. Hava sahasının büyük ölçüde kapanması nedeniyle on binlerce kişi ülkede mahsur kaldı.
Dubai markası nasıl inşa edildi?
Dubai’nin mütevazı bir inci avcılığı limanından küresel finans merkezine dönüşümü onlarca yıla yayıldı. 1985’te Emirates havayolunun kurulması, 1999’da Burj Al Arab’ın açılması ve 2000’li yılların başında yabancılara mülk edinme hakkı tanıyan yasalar bu markanın temel taşları oldu.
Dubai ekonomisi neredeyse tamamen petrol dışı sektörlere dayanıyor; petrolün GSYH içindeki payı yüzde 2’nin altında. Ticaret, turizm, lüks gayrimenkul ve finansal hizmetler Londra ve New York benzeri düzenleyici çerçevelerle geliştirildi. Buna karşılık komşu Abu Dabi, ülkenin petrol rezervlerinin yüzde 90’ından fazlasını barındırıyor ve büyümede enerji gelirlerine daha bağımlı.
1970’lerde Lübnan’daki iç savaştan önce bölgenin finans merkezi Beyrut’tu. Ardından Bahreyn öne çıktı; ancak Dubai’nin yükselişi onu gölgede bıraktı. Her değişim aynı vaade dayanıyordu: Bölgesel krizlerden uzak, istikrarlı ve açık bir alternatif.
BAE nüfusu 1980’de 1 milyon iken 2024’te 11 milyona ulaştı. Henley & Partners verilerine göre ülke geçen yıl 9 bin 800 milyoner çekerek dünyada ilk sırada yer aldı. Bu sermaye akışı gayrimenkule yöneldi; Dubai merkezli Emaar Properties’in hisseleri 25 Şubat’ta rekor seviyeye çıktı ve şirket yaklaşık 149 milyar dirhem (40,6 milyar dolar) değerlemeye ulaştı.
2004’te kurulan Dubai International Financial Centre (DIFC), finans şirketlerinin bölgeye akın etmesini sağladı. 2025 sonu itibarıyla merkez; 290’dan fazla banka, 102 hedge fonu, 500 varlık yönetim şirketi ve 1.289 aile ofisine ev sahipliği yapıyordu.
28 Şubat 2026 neyi değiştirdi?
Dünya deniz yoluyla taşınan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, Dubai’nin hemen yanı başında bulunuyor. İran ise Körfez ticaretini istikrarsızlaştırma kapasitesine sahip bir aktör olarak karşı kıyıda yer alıyor.
Son saldırılarda Dubai International Airport hedef alındı, Jebel Ali Port’ta yang