reklam
reklam

İran’la Uzayan Savaş Küresel Ekonomiyi Sarsabilir

Yayınlanma Tarihi : Google News
İran’la Uzayan Savaş Küresel Ekonomiyi Sarsabilir

 

İran’a yönelik askeri operasyonların uzaması halinde dünya ekonomisini derin ve uzun süreli bir kriz bekleyebilir. Sürecin merkezinde, küresel enerji arzının ana geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı yer alıyor. Küresel petrol arzının yaklaşık %20-30’u, yani günlük ortalama 21 milyon varil bu dar geçitten taşınıyor. Olası bir abluka ya da askeri tırmanma, arz şokuna ve petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açabilir.

Brent petrolün varil fiyatı 80 dolar seviyesinde dalgalanırken, kriz senaryosunda fiyatın 150 dolara kadar çıkabileceği öngörülüyor. Petrol fiyatlarındaki artış yalnızca akaryakıt maliyetlerini değil, enflasyonu da doğrudan etkiliyor. Lojistik ve üretim giderlerinin artması tüketici fiyatlarını hızlandırırken, yüksek enflasyon ekonomik büyümeyi baskılıyor.

Bu tabloda Federal Reserve ve Avrupa Merkez Bankası gibi büyük merkez bankalarının faiz artırımı yoluyla para politikasını sıkılaştırması gündeme gelebilir. Faiz artışları sermaye maliyetini yükseltir, borsalarda satış baskısını artırır ve şirket yatırımlarını yavaşlatır. Bu süreç işsizliği artırarak küresel resesyon riskini güçlendirebilir.

Uzayan savaş, uluslararası taşımacılığı da sekteye uğratabilir. Basra Körfezi ve Kızıldeniz hattının yüksek riskli bölgeye dönüşmesi halinde gemi sigorta primlerinin ciddi oranda artması bekleniyor. Bu durum küresel tedarik zincirinde zincirleme maliyet artışına neden olur.

Ayrıca milyarlarca dolarlık askeri harcama, kamu bütçelerinde sosyal ve altyapı projelerinden kesinti anlamına geliyor. Bölgedeki kritik altyapının zarar görmesi ekonomik toparlanmayı on yıllarca geciktirebilir.

Turizm ve yabancı yatırım açısından da tablo riskli. Dubai gibi güvenli liman algısıyla büyüyen merkezlerde güvenlik riskinin artması, sermaye ve nüfus çıkışını hızlandırabilir.

Genel değerlendirmelere göre, petrol fiyatlarındaki sert artış ve savaşın uzaması küresel ekonomi için ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in süreci mümkün olan en kısa sürede kontrol altına alma hedefinde olduğu değerlendiriliyor.