
Gürcistan’ın tarihiyle özdeşleşmiş şehirlerinden Kutaisi, sadece krallıkların değil, bilgeliğin de beşiği olarak tanınıyor. Bu şehrin kalbinde, iki asırdır ayakta duran ve nesiller boyu ülkenin kaderine yön veren isimleri yetiştiren bir okul var: Kutaisi Klasik Gymnasium.
1830 yılında Rioni Nehri’nin kıyısında, Mepetubani bölgesinde inşa edilen bu görkemli yapı, önce ilkokul olarak açıldı, sonra erkek lisesine ve nihayet klasik liseye dönüştü. O günden bu yana Akaki Tsereteli’den Vladimir Mayakovski’ye, Ekvtime Takaişvili’den Tsisperkantseli’ye kadar pek çok önemli isim bu duvarlar arasında okuryazarlığın tohumunu attı.
Bu okulun sıralarında, antik Yunanca’nın yankısı duyulur, tarihi figürlerin çocukluk kahkahaları taş duvarlara sinmiş gibidir. Öğrenciler, Gürcistan tarihine yön vermiş figürlerle aynı sınıflarda oturmanın gururunu taşıyor. Öğretmen Lali Mikadze ise bu mirası bir adım ileri taşıyarak okulun içinde, geçmişe ışık tutan bir müze oluşturdu. Ünlü mezunlara ait karneler, el yazmaları, takdir belgeleri bu özel odada sergileniyor.
19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Kutaisi Gymnasium ülkedeki tek ortaöğretim kurumu haline gelmişti. Gürcü milli kimliğinin korunmasında ve yeniden filizlenmesinde büyük rol oynayan bu okul, zamanla sadece bir eğitim kurumu değil, bir direniş ve kültür sembolüne dönüştü.
Ancak bu okulda öğrenmek her zaman kolay olmadı. Zorunlu Rusçanın baskın olduğu dönemde, Gürcüce konuşan öğrenciler cezalandırılıyor, madalya almak için Rusça konuşmaları teşvik ediliyordu. Bu baskıya rağmen, Akaki Tsereteli ve arkadaşları, kültürel kimliklerinden ödün vermeden büyüdü.
Bugün bu okulun bahçesinde 700 yıllık bir çınarın altında genç öğrenciler toplanıyor. Şiirler okunuyor, hikâyeler anlatılıyor. Bu sadece geçmişin anılması değil, aynı zamanda geleceğin inşası anlamına geliyor. Çünkü bu duvarlar sadece birer yapı değil; bilgi, direniş, edebiyat ve bilimle yoğrulmuş kutsal birer hatıradır.
Klasik Gymnasium’un efsanesi, İmereti kentinin gururu olarak yaşamaya devam ediyor. Bu eşsiz eğitim yapısı, Kutaisi’nin hafızası olduğu kadar Gürcistan’ın da akademik ve kültürel ruhunu temsil ediyor.